Kronik Lenfositik Lösemi (KLL)
Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) nedir?
KLL, Kuzey yarıkürede en sık rastlanan yetişkin lösemisidir. Kemik iliği ve kanda oluşan kötücül bir hastalıktır. Lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerini etkiler. Hastalığın görüldüğü durumların yüzde 95’inde, etkilenen lenfositler sağlıklı bireylerin vücudunda, bakteri, virüs ve mantar gibi istilacı mikroorganizmalara saldıran antikor üreten B-hücre lenfositleridir. KLL’si olan hastalarda lenfositler kemik iliğinde ve diğer dokularda oluşur. Bu da lenf düğümleri, karaciğer ve dalağın anormal çalışmasına ve büyümesine sebep olur.
KLL kimleri etkiler?
KLL, batı ülkelerinde en sık görülen lösemidir ve lösemilerin 1/3’ünü oluşturur. KLL her 100.000 kişide 3 kişiyi etkiler. ABD’de yılda 7300 ile 12.500 arasında yeni hastalık ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de ise yılda 2000-3000 yeni hastalığın ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. KLL bir ileri yaş hastalığıdır. Ortalama yaş 60 olup hastaların sadece yüzde 15’i 50 yaşın altındadır. Yaş ilerledikçe hastalığın görülme sıklığı artmaktadır.
KLL’nin nedenleri
KLL’nin kesin sebebi bilinmemektedir. Beslenmenin ya da ruhsal hastalıkların bu hastalığa yol açtığını gösteren bir bulgu yoktur. Diğer üç lösemi tipinin aksine KLL’nin radyasyona ve ‘benzen’ denen kimyasal maddeye maruz kalmayla ilişkisi yoktur.
KLL kalıtsal bir hastalık değildir. Anne ve babadan çocuklara geçmez.
KLL bulaşıcı bir hastalık değildir. KLL’li bir hastaya dokunmak veya öpüşmekle geçmez.
Belirtileri nelerdir?
KLL’nin belirtileri yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalar daha çabuk yorulduklarını ve yorucu işlerde nefeslerinin daraldığını hissederler. İştah azalabilir ve kilo kaybedebilirler. Ateş ve gece terlemeleri olabilir. En sık olarak da başkalarına göre daha fazla soğuk algınlığı geçirirler.
KLL’nin tanısı ve takibi
Başlangıçta KLL hastanın kendini iyi hissetmesini engellemez. Hatta hastaların bir kısmında tamamen tesadüfen ortaya çıkabilir. Örneğin başka bir sebeple yapılacak ameliyat hazırlıkları sırasındaki kan sayımlarında akyuvar sayısının yüksek bulunması, doktorun KLL’yi düşünmesine yol açan ve en sık karşılaşılan tanı koyma biçimidir. Artan lenfositler lenf düğümlerinde ve dalakta da birikerek bunların büyümesine yol açar. Dalağın büyümesi sonucu karında dolgunluk hissi ve şişkinlik meydana gelebilir.
KLL - Minimum Tanı Kriterleri
- Periferik kanda lenfosit hakimiyeti
- > 5 x 109/l (NCI/Working Group)
- > 10 x 109/l ( IWCLL)
- Lenfositlerin çoğu küçük ve görünüm olarak olgun olmalıdır.
- Tipik veya klasik KLL (< %10 atipik lenfosit)
- Karışık KLL/PL (kandaki prolenfosit oranı %11- 54)
- Atipik KLL: değişik miktarda atipik lenfosit ve <%10 prolenfosit
- Tipik immünofenotip
- CD5+; CD19+; CD20+; CD23+; FMC7-/+; CD22-/+
- Kemik iliği tutulumu
Tanı Testleri
- Lenf nodlarını içeren fizik inceleme
- Karın ultrasonografisi
- Göğüs röntgen filmi
- Laboratuvar:
- Bilirubin;
- LDH;
- Serum-ß2-Mikroglobulin;
- Serum timidin kinaz;
- Coombs-test;
- Serum-İmmunglobulin düzeyi;
- Serum-elektroforezi;
- İmmun elektroforez
- Sitogenetik
| Evre | Klinik Özellikler |
| A | - Üç alandan az bölgede klinik lenfadenopati; anemi ya da trombositopeni yok |
| B | - Üç ya da fazla alanda tutulum; anemi ya da trombositopeni yok |
| C | - Hemoglobin </= 10 g/dl ve/veya trombosit < 100,000/µl |
Prognoz(Hastalık seyri)
- Klinik evre
- Binet evre C ve Rai evre III ve IV’te prognoz kötü
- Lenfositlerin iki katına çıkma zamanı
- 1 yıldan az ise prognoz kötü
- Kemik iliği tutulumu
- Serum markerleri
- İmmunofenotipik özellikler
- CD 38 (+) kötü prognoz
- Kromozomal anormallikler
- 17p- ve 11q- kötü prognoz
- Moleküler biyoloji
KLL’li bazı hastaların kanındaki bozukluk çok azdır. Bu hastalar yıllarca aynı durumda kalabilirler. KLL’nin yarattığı sorunlar da gayet az olabilir. Bu hastalara tedavi hiç verilmemektedir. Tedavi verilmeyen hastalar belirli aralıklarla kontrol edilirler ve ilerlemenin olmadığından emin olunur.
Tedaviye Başlama Kriterleri
KLL’li hastalarda tedaviye başlama kararına yol açan belirtiler şunlardır:
- Kandaki lenfosit sayısının hızla artması
- Lenf düğümlerinin büyümesi
- Dalağın büyümesi
- Kansızlığın derinleşmesi
- Trombosit sayısının azalması
- Hastalığın ilerlemesine bağlı diğer belirtilerin ortaya çıkışı
- Hastalığa bağlı B semptomlarından en az birinin olması
- Son 6 ayda 10 kg’dan fazla kilo kaybı
- Enfeksiyon yok iken son 2 haftadır ateşin >38C olması
- Gece terlemeleri
- Aşırı yorgunluk
- İlerleyici kemik iliği yetersizliği
- Steroide yanıtsız otoimmün hemolitik anemi veya trombositopeni
- Semptomatik ya da ilerleyici dalak büyüklüğü
- Son 2 ayda % 50’den fazla artan lenfositoz veya lenfosit ikiye katlanma zamanının (doubling time) 6 aydan az olması
- Tekrarlayıcı enfeksiyonlarla birlikte belirgin gammaglobulin düşüklüğü
KLL’nin kesin tedavisi yoktur. Erken evredeki KLL hastaları tedaviye ihtiyaç duymazken ileri evredeki hastaların tedavisinde kullanılan ilaçlar hastanın yaşam kalitesini artırır ve şikayetsiz geçirilen süreyi uzatır.
Son 10 yılda purin analoglarının kullanılmasıyla birlikte, kronik lenfosit lösemi (KLL) tedavisinde büyük bir dönüşüm sağlanmıştır. Geleneksel tedavi ile kıyaslandığında purin analogları hastaların tedaviye cevap verme oranını artırmış ve şikayetsiz geçirdikleri süreyi uzatmıştır.
KLL tedavisinde daha önceleri intravenöz (damardan enjeksiyon tedavisi) uygulamak gerekirken, bugün Bayer Schering Pharma (BSP) tarafından üretilen tablet formu hem hastalara hem de doktorlara büyük kolaylıklar sunmaktadır. Bu sayede hastaların hastaneye yatması, enjeksiyon tedavisi görmesi gibi zorunlulukları ortadan kalkmış olup bu hem hastaya hem de sağlık personeline büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
- Kortizon + Alkilleyici ajanlar (en sık kombinasyon)
- COP = Siklofosfamid+Vinkristin + Prednison
- CHOP = COP + Doksorubisin
- Purin analogları
- Kemik iliği transplantasyonu: 50 yaş altı için
- Splenomegali şiddetliyse: splenektomi uygulanır (dalak ameliyatla çıkartılır)
Erken Tanının Önemi
Yaşlılık lösemisi olarak adlandırılan KLL, çocuklarda görülen löseminin aksine daha yavaş ilerleyen ve daha uzun sürede ölümle sonuçlanan bir lösemi çeşididir. Erken tanı koyulan hastalar en az 10 yıl daha yaşarken, ilerlemiş hastalık döneminde tanı konulan hastaların yaşam süreleri 2 yıldan kısadır.
Hastalık hiç belirti vermeyeceği gibi halsizlik, çabuk yorulma, sık enfeksiyonlara yakalanma gibi şikayetlerle kendini gösterebilir. Bu şikayetler, yaşlılıkta yaşanan bazı şikayetlerle benzerlik gösterdiği için hastalar hastalıklarını fark etmeyebilir ve bu da KLL’nin tanısını geciktirebilir.
