Prostat Kanseri
Prostat nedir ve ne işe yarar?
Prostat, yaklaşık bir kestane büyüklüğünde, mesanenin boynunu ve üretrayı çevreleyen bezdir. Bir kısmı kas, bir kısmı da üretranın prostatik bölümüne açılan kanallardan oluşmuş glandüler bir yapıya sahiptir. Seminal sıvının bir bölümünü oluşturan ince, saydam, hafif alkalen bir sıvı salgılar. Üretra, idrar ve seminal sıvının atıldığı kanaldır.
Prostat kanseri nedir?
Genellikle sağlıklı hücreler düzenli ve kontrollü bir biçimde çoğalır. Prostat hücreleri kontrolsüz ve düzensiz olarak büyüdüğünde prostat kanseri ortaya çıkar, şişme ve ağrı şikayetleri oluşturur. Şişme, kısmen üretrayı engelleyebilir ve idrar yapmada zorlanmaya ya da değişikliklere neden olur. Bazen kanser "sessiz"dir ve bir belirti vermez.
Prostat kanseri hakkında
Prostat kanseri sanayileşmiş Batı ülkelerinde en yaygın ikinci, üçüncü dünyada ise en yaygın tanı konulan beşinci kanser tipidir.
Çalışmalar, 50 yaşın üzerindeki erkeklerin %30'unun yaşamı boyunca saptanmadan kalan "gizli prostat kanseri"ne sahip olduğunu göstermiştir. Bu durumda kanser belirti vermeyecektir.
Prostat kanserinin yaygın olarak oluşması, bu durumun, klinik kanser olgu sayısından fazla olduğunu göstermektedir. Burada "klinik" kelimesi ile kişide belirgin semptomların ortaya çıktığını anlatmak istiyoruz. Prostat kanserinin bir özelliği olarak hastanın yaşamı boyunca bu gizli kanserlerden yaklaşık sadece %10'u klinik olarak aktif hale gelecektir. Aktif prostat kanseri bulunduğunda dahi genellikle bu durum yavaş ilerleyecek ve yaşa bağlı olarak birçok hasta başka hastalıklardan yakınacaktır. Prostat kanserine özgü bir özellik de, toplumda yüksek bir görülme oranına sahip olmasına rağmen ölüm oranının nisbeten az olmasıdır. Bu nedenle yaygın olarak prostat kanseri taramasının yapılması konusu tartışmalıdır.
Prostat kanserinin bir epidemisi var mıdır?
Günümüzde tanı konan prostat kanseri olgu sayısının artmasına rağmen kanser mortalitesinin değişmemesi, hastalığın yapısında ve risk faktörlerinde anlamlı bir değişiklik olmadığını düşündürmüştür. Bildirilen olgu sayısının artması hastalık sıklığının artışına değil prostat kanserinin daha iyi saptanmasına bağlıdır. Erkeklerin sağlıkları konusundaki eğilimleri değişmektedir (iyiye doğru) ve sorunları konusunda daha erken dönemde bir doktora danışmaktadırlar.
Prostat kanserine neden olan ya da bu durumu hazırlayan risk faktörleri nelerdir?
Bu hastalığın klinik belirtilerinde sebep/etki ilişkisini gösteren bir çalışma yoktur. Genetik faktörlerin etkisi olduğu konusunda bazı iddialar olsa da prostat kanseri riskini etkilediği konusunda çok az kanıt vardır. Yakın zamana kadar prostat kanserinde spesifik kromozomal belirteçler ya da silinmeler tanımlanmamıştır.
Her ne kadar en yüksek klinik prostat kanseri görülme oranı Afro-Amerikan erkeklerinde, en düşük olan ise Japon ve Çin erkeklerinde olsa da, çoğu çalışma gizli prostat kanseri görülme sayısının hemen tüm ülkelerdeki tüm ırklarda aynı olduğunu düşündürmüştür.
Çevre kirlenmesinin daha yoğun olduğu, kentsel bölgelerde yaşamanın prostat kanseri riskini artırdığı ileri sürülmüştür. Ancak, bu konuyla bağlantılı olduğuna dair inandırıcı bir kanıt bulunamamış ve viral bir ajan saptanamamıştır. Gerçekten de bir çok Asya ülkesinde oldukça kötü çevre problemleri olmasına rağmen düşük prostat kanseri oranları vardır.
Cinsel alışkanlık, veneral enfeksiyon, vazektomi, yaşam biçimi ya da sigaranın herhangi bir biçimde prostat kanseri ile ilişkili olduğuna dair kanıt yoktur. Bununla birlikte, diyetle alınan hayvansal yağ ile bir ilişkisi olabilir. Diyetle alınan yağın hormonal ortamı değiştirerek prostat kanseri oluşumunu etkileyebileceği ileri sürülmüştür. Bunun aksine, domates tüketiminin prostat kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu iddialar kanıtlanmamıştır ve prostat kanserinin başlamasını tetikleyen ve bu hastalığa karşı koruyan gizin araştırılmasına devam edilmektedir.
Ayrıca meme kanseri gibi, artan yaş, klinik olarak aktif prostat kanseri tanısının koyulması riski açısından en güçlü faktördür.
Prostat kanserinin evrelenmesi ve derecelendirilmesi
Kanserin evrelendirilmesi için radyolojik değerlendirme, kan testleri ve biyopsi yapılır. Evrelendirme, doktorun hastalığın düzeyini belirlemesine, ne oranda aktif olduğunu anlamasına ve özel bir evredeki prostat kanseri için en iyi tedaviyi seçmesine yardımcı olur.
Prostat kanserinin klinik belirtileri değişkendir ve önceden tahmin edilemez. Bir bölümü çok saldırgan ve malign olup hızla ve yaygın bir biçimde yayılır. Diğer yandan, bir bölümü oldukça yavaş büyür ve uzun bir süre lokalize olarak kalır ve çok az semptom verir.
Biyopsiden sonra bir patolog tümör hücrelerini inceler ve onları Gleason derecelendirmesi adı verilen bir sisteme göre derecelendirir. Gleason sistemine göre tümörler 1 ile 5 arasında sınıflandırılır. 1 numara yavaş çoğalan bir kanser tipi olup, 5 en saldırgan tiptir.
Görüntüleme teknikleri radyoizotop kemik görüntülemesini içerir. Bu yöntem kanserin yakın kemiklere yayılıp yayılmadığını belirler. Çoğu kişiye daha önce bazı görüntüleme teknikleri uygulanmıştır ve bunlar büyük tarama cihazlarına aşinadırlar. Problemli alanı göstermek için bir madde enjekte edilir, üstelik test invasiv de değildir.
Bu testlerin tümü hangi kanserin söz konusu olduğunu, hangi evrede bulunduğunu, hangi hızla geliştiğini saptamada ve aynı zamanda en iyi tedavi seçeneğinin belirlenmesinde yardımcı olur.
Hastalığım hangi klinik aşamadadır?
Hekiminiz, kanserin vücuda yayılıp yayılmadığını, yayıldıysa derecesini saptamakta karmaşık bir sınıflandırma sisteminden yararlanır. Prostat kanseri basitleştirilmiş olarak dört aşamada sınıflandırılabilir:
A Evresi: Semptom yoktur. Tümör bütünüyle prostat içindedir ve çoğunlukla saptanamayacak kadar küçüktür. Çoğunlukla başka bir şikayetin araştırılması sırasında keşfedilir ve bir operasyon ile tedavi edilmesi şansı çok yüksektir. Diğer bir seçenek ise, ilerleme görülmesi durumunda düzenli kontrollerin sürdürülmesidir: "tedavisiz izleme"
B Evresi: Tümör yine tümüyle prostat içindedir. Belirtiler belirgin olmayabilir ancak bazen dijital rektal muayene sırasında keşfedilebilir. Bu aşamada tedavi halen olanaklıdır.
C Evresi: Tümör prostat dışına yayılmıştır ve olasılıkla idrara çıkma güçlüklerine neden olmaktadır. Kanserin tedavisi pek mümkün olmamakla birlikte, tedavi ilerlemeyi durdurabilir ve semptomları giderebilir.
D Evresi: Vücudun diğer kısımlarına da yayılmış anlamına gelen metastatik kanser olarak bilinir. Kemikler ve lenf nodları özellikle kuşkuludur. Belirtiler yorgunluk, idrara çıkmakta güçlük, kemik ağrısı ve kilo kaybıdır. D evresinde tedavide amaç semptomların hafifletilmesi ve kanserin ilerlemesinin yavaşlatılmasıdır.
Hekiminizin elinde testlerin tamamının bulunduğu bazı olgularda bile hastalığın aşamasını ve tümörün derecesini saptamanın halen çok güç olduğunu unutmamak gerekir.

Prostat kanseri nasıl tedavi edilir?
Prostat kanseri tanısı konmuş biri olarak tedavim nasıl olacaktır?
Hastalığın evresine göre çeşitli tedavi yolları söz konusudur. "tedavisiz izleme", cerrahi müdahale, radyasyon, ilaç ya da cerrahi hormonal tedavi. Hekiminiz bu seçenekleri sizinle tartışacaktır.
"Tedavisiz izleme", hastalığın A, B ve bazen de C evresinde tercih edilen tedavi yoludur. Kanser klinik olarak belirti vermeyebilir ve muhtemelen hiçbir zaman da vermeyecektir. Henüz tümörün ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyen bir test yoktur, dolayısıyla da en küçük değişikliği farketmeye yönelik önlem alınmalı ve ilerlemenin olup olmadığını saptayan testler düzenli olarak uygulanmalı ve herhangi bir ilerleme görüldüğü durumda tedavinin bir sonraki aşamasına geçilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere, prostat kanseri çok yaygındır ancak yaygın bir ölüm nedeni değildir ve bu nedenle de tedavisiz izleme yönteminin seçilmiş hastalarda uygun bir seçenek olduğu sonucuna varılmıştır.
Değerlendirmede iki risk hesaba katılmalıdır. İlki, durumun ilerleme göstermesine ilişkin bir kaygı oluşabilir ve bu da yaşam kalitesini etkileyebilir. Ikincisi ise, o anda iyileşmeye yönelik olarak denenme şansı olan bir uygulamanın ilerleme görülmesi durumunda geçerliliğini yitirebilme olasılığıdır. "Tedavisiz izleme" tedavinin yan etki ya da tedavinin başarısızlık olasılığı risklerini ortadan kaldırır.
Prostat kanserinin ilk aşamalarında genellikle cerrahi müdahaleden yararlanılır. Prostatın bütünüyle alınması ameliyatı, radikal prostatektomi olarak adlandırılır. Ülkemizde giderek daha çok sayıda erkekte tümör belirtileri teşhis edildiğinden ameliyat sayısı artış göstermiştir. Kanserlerin erken aşamalarında kanserin tamamı bu yöntem aracılığıyla giderilebilir. Prostatektomi, genellikle tümörün erken aşamada olduğu ya da diğer alanlara yayılma olmadığı durumlarda, organın içinde olduğu düşünüldüğünde uygulanır. Tümörün tamamı alınabilir ve tam iyileşme sağlanabilir. Bununla birlikte, hekiminiz operasyon tamamlanana ve bez laboratuvarda incelenene kadar hastalığın yayılma derecesinden emin olamayacaktır. Operasyonun tam iyileşmeyle sonuçlanmama riski her zaman söz konusudur.
Sinir ve damar grupları prostata komşudur ve ereksiyon için gerekli pelvis sinirlerini ve damarlarını içerirler. Tümörün bu sinirleri içermesi durumunda, bunların cerrahi müdahele sırasında kurtarılması mümkün olmayabilir ve prostatektomi sonucunda iktidarsızlık (empotans) oluşabilir. Empotansa yardımcı tedaviler mevcuttur ve gerekli olabilirler. Oluşabilecek diğer yan etkiler, idrara çıkmada güçlük ve idrarı tutamamadır.
Transüretral rezeksiyon (TUR) da uygulanabilir. Prostatın transüretral rezeksiyonu, bezin bazı bölümlerinin kazındığı bir prosedürdür. Prostatın bazı bölümlerini almak amacıyla üretra içine bir araç sokulur. Operasyonda genel anestezi ya da spinal anestezi kullanılır. Bu kanserde tam iyileşme sağlamaz ancak üriner semptomları hafifletebilir. İyi huylu prostat büyümesi gibi idrara çıkma güçlüklerine neden olan erkeklere ilişkin diğer bazı durumlarda da bu prosedürden yararlanılır.
Radyasyon tedavisi sıklıkla cerrahi müdahale için elverişli olmayan kişilerde tercih edilir ve diğerleri içinde bir seçenektir. Radyoterapi kanserli hücreleri imha eder: sağlıklı hücreler de imha edilmiş olur; ancak çoğu sağlıklı hücre kısa süre içinde yeniden kazanılır.
Bu tedavi, organ içinde olan hastalığın erken aşamalarında ve ilerlemiş biçimlerinin tedavisinde de kullanılır. Tedavi bir ila iki aya yayılır.
Yaygın etkileri vardır ve hemen ortaya çıkmayabilirler ve bazen cerrahi müdahalede söz konusu olabildiği üzere uzun süreli sorunlara neden olabilseler de empotans biraz daha sık görülür. Radyasyon tedavisinde ortaya çıkabilen yan etkiler irritatif idrar kesesi ve bağırsak semptomları, sistit (idrar kesesi inflamasyonu), üretrit (üretranın inflamasyonu) ve proktittir (rektum ve anüs inflamasyonu). Uzun vadede idrar tutamama ortaya çıkabilir.
Deneysel tedaviler: Cerrahi müdahale ve radyasyon tedavisine alternatif olarak geliştirilmiş daha yeni tedavilerdir. Yeni teknolojilerden yararlanırlar ve daha az sayıda kısa ve uzun süreli yan etkiye neden olmayı amaçlarlar. "Daha yeni" olmaları "daha iyi" olmaları anlamına gelmemekle birlikte hekiminiz bu tekniklerden birinin kullanımını önerebilir.
Hormon tedavisi: Erkeklerde diğer hormonların yanısıra, en çok bilineni testosteron olan ve sıklıkla erkeksilikle ilişkilendirilen androjen hormonları bulunur. Testisler ve adrenal bezi tarafından çeşitli türleri üretilir. Prostat tümörü büyümek için bu hormonlardan yararlanır ve böylelikle de ortamdan çekilmeleri büyümeyi yavaşlatabilir ya da tamamen durdurabilir. Hormon tedavisi genellikle hastalığın C ve D aşamalarında kullanılır ve hepsinde değilse de çoğu olguda etkilidir.
Hormon tedavisi vücudun ürettiği androjenleri ve progesteronu azaltmayı amaçlar ve bu da cerrahi ya da medikal kastrasyon anlamına gelir. Cerrahi kastrasyonda testisler (vücuttaki testosteron yaklaşık %95'ini sağlar) fiziksel olarak çıkartılırken penise dokunulmaz. Geriye kalan %5 böbrek üstü bezleri tarafından üretilir.
Cerrahi hormon tedavisi: Testislerin ameliyat yoluyla alınması işlemine orşiektomi denir ve tümörün büyümesini büyük ölçüde sınırlayabilir ve dolayısıyla da semptomlarda hafifleme sağlayabilir. Etkisi oldukça hızlıdır. Hastanede bir gün kalınmasını gerektiren ve makul ölçüde bir ağrıyla gerçekleştirilen oldukça basit bir prosedürdür. Uzun süreli yan etkileri muhtemelen empotanstır. Sıcaklık hissi ve terleme de görülebilir.
Empotans sıklıkla libido kaybı eşliğinde ortaya çıkar.
Sıcaklık hissi menopoza girmekte olan kadınlarınkine benzerdir ve hormon tableti ilaçlarının uygulanmasıyla tedavi edilebilirler. Orşiektomi halen yaygın olarak kullanılmakla birlikte, yayınlanan son yıla ilişkin verilere göre prosedür 2.000 dolaylarında kalarak düşüş göstermiştir. Orşiektomide, rahatsızlık verici sıcaklık hisleri ve empotansın tedavisi dışında herhangi bir ilaç uygulaması gerekli olmaz. Operasyona ilişkin çekinceler, olası psikolojik etkiler ve tedavinin geri dönüşsüzlüğüdür.
Medikal hormon tedavisi: Orşiektomiye benzer bir sonuç elde edilir ancak androjen ve testosteron düzeylerinin ilaç yoluyla azaltılması daha uzun süre alır. Günlük tablet uygulaması ya da aylık enjeksiyonlar ya da her ikisinin birlikte uygulanması söz konusu olabilir. Sonuçta vücuttaki testosteronun düzeyinin sınırlanması sağlanır ve böylelikle tümörün büyüme ve semptomlann gelişme hızı düşürülür. Sizin için hangi seçeneğin daha uygun olduğunu hekiminizle konuşmanız gerekecektir. Yan etkiler uygulanan tedaviye göre değişkenlik gösterir. Tüm tedavilerde belirli ölçülerde empotans ve libido kaybı bildirilmiştir. Tablet ya da enjeksiyon uygulaması yoluyla medikal hormon tedavileri giderek yaygınlaşmıştır. Genellikle bu seçeneklerin orşiektomiye benzer etkinlikte olduğu düşünülmektedir.
Bazı olgularda, radyasyon ya da cerrahi prosedürden birkaç ay önce, tümörle daha kolay uğraşabilmek ve kanseri sınırlamak amacıyla tablet ya da enjeksiyon uygulamasına da gidilebilir. Hekiminiz bu seçeneği de önerebilir.
Hormon tedavisi kanseri iyileştirir mi?
Hormon tedavisi prostat kanserini iyileştirmez. Bununla birlikte semptomları hafifletir ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Hormon tedavisi alan erkeklerin küçük bir yüzdesinde uzun bir dönem boyunca ilerleme görülmeyecektir.
Kanser, yeterli süre tanındığında eninde sonunda tedaviye duyarsızlık geliştirecek ve hormon kontrolünden "kaçacak" ve hormon tedavisi uygulanırken bile ilerleme gösterebilecektir. Bunun oluşma nedeni aydınlığa kavuşturulmuş değildir. Başlangıçtaki iyiye gitme durumunun devam etmemesinden, büyüme göstermek için androjene bağımlı olan kanser hücrelerinin zaman içinde androjene duyarsız hale gelmeleri, yani androjenin yokluğuna uyum göstermelerinin sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.
Diğer bir varsayım da, kanserin androjen duyarlı ve androjen duyarsız olmak üzere iki tip hücre tarafından geliştirildiği düşüncesidir. Androjen duyarlı hücrelerin tamamı yok edildiğinde, androjene duyarsız hücreler sonunda devreye girer. (Orşiektomi ya da ilaç tedavilerinde de durum aynıdır.)
Prostat kanserinin ilerleme belirtileri nelerdir?
İlk belirti, ilerlemeye işaret eden ardışık PSA değerlerindeki artıştır. PSA düzeylerinizle ilgili olarak hekiminizle konuşunuz.
İlerleme oluştuğunda, rahat ve ağrısız bir dönemi sürdürmek üzere tedavi önceliklerinde değişikliğe gidilecek ya da bazı olgularda kanseri kontrol altına almak için çok güçlü kanser tedavileri uygulanacaktır.
En yaygın sorulara yanıtlar
Durum ciddi mi? Hekiminiz durumunuza özgü bilgi verecek ve yorum yapacaktır. Tüm tanı faktörlerini, yaşınızı ve genel sağlık durumunuzu göz önünde bulunduracaktır.
İyileşir mi? Hekiminizin yanıtlamakta zorlanacağı bir sorudur. Bazı erken ve geç olgularda evet-hayır yanıtları verilebilse de, diğer durumlarda iyileşme olasılığı ya da bir tedavi uygulanmasının gerekliliği tartışma konusu olabilir. Bu soruya verilecek yanıt, ister "tedavisiz izleme" isterse ilaç uygulaması ya da kontrol olsun en iyi tedavi yolun başlangıç noktasıdır.
Bir tedavi seçme şansım var mı ve her birinin yararları neler? Sizin tedaviniz için hangi tedavinin en uygun olduğuna ilişkin karar sürecine katılmak istiyorsunuz. Tüm tedavilerin kendine özgü yan etki profilleri ve riskleri söz konusudur. Neye ne kadar katlanabileceğiniz ve de yaşam stilinizi ne dereceye kadar etkileyeceğini dikkatlice düşünmelisiniz.
Ameliyat olmalı mıyım? Bunu hekiminizle tartışmalısınız.
İdrarımı tutabilecek miyim? Prostat ameliyatları ve radyoterapi bazen idrar tutma güçlüğüne neden olabilir. Böyle bir durum oluştuğunda hekiminize danışabilirsiniz. Size sorunla baş etmenizi sağlayacak yaklaşımlara ilişkin önerilerde bulunacaktır.
Tedavi bende iktidarsızlık (empotans) oluşturacak mı? "Tedavisiz izleme" mevcut güç düzeyinizi etkilemeyecektir. Prostatınızı almak ve kanseri iyileştirmek üzere yapılan operasyon sıklıkla gücü korumayı amaçlayacaktır, ancak hekiminiz operasyon henüz sonuçlanmadan olası sonuçtan kesin olarak emin olamaz. Radyasyon tedavisi sıklıkla empotansa yol açar. İlaç tedavisi ya da cerrahi müdahele yoluyla kastrasyon çoğunlukla cinsel gücü azaltır ya da empotansa neden olur. Empotansın üstesinden gelebilecek tedaviler mevcuttur. Bu durumu hekiminizle tartışınız.
Bu hastalığı önlemek üzere bir şeyler yapabilir miyim? Hayır. Prostat kanserinin klinik görünümlerine yönelik bir neden/sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterli kanıt bulunmamaktadır.
Yaşam stilimi değiştirmem gerekecek mi? Hangi sıklıkta check-up yaptırmalıyım? Bunlar ancak hekıminizin yanıt verebileceği sorulardır, yanıtları sizin kadar size özgü olacaktır.
Aklınızda tutmanız gereken en önemli şey, hekiminizin durumunuzun iyileştirilmek üzere orada bulunduğudur. Ne kadar saçma olduğunu düşünürseniz düşünün, aklınızı kurcalayan her türlü soruyu sormaktan çekinmeyin ve herhangi bir endişeniz varsa bunu kendisine belirtmekten kaçınmayın. Bilgilenmek iyi bir tedavi aracıdır.
Prostat kanseriyle yaşamak
Kanser uğursuz bir sözcüktür. "Kanser" sözcüğü, tanının başlı başına bir ölüm cümlesi olduğunu ima etmektedir. Bu gerçekte doğru değildir. Bir kaç yıl önce bazı kanser türleri kesin olarak ölümcüldü. Ancak günümüzde kanser türlerinin pek çoğunun erken aşamalarında tedavi mümkün olabilmektedir. Prostat kanseri yeteri kadar erken teşhis edildiğinde prostatektomi ya da radyasyon tedavisi ile hasta sağlığına kavuşabilmekte ve geç tanı konulduğunda bile hormonal manipülasyon yoluyla hastalık kontrol edilebilmektedir. Aslında yaşı ilerlemiş erkeklerin neredeyse tamamında kanserli prostat hücreleri bulunmaktadır; ancak, çoğu kişi bu durumun asla farkında olmayacaktır. Size prostat kanseri tanısı konduğunda önemli olan olumlu bir tavır geliştirebilmektir. Böylesi bir tavır bağışıklık sisteminizin sorunun üstesinden gelebilmesine yardımcı olacaktır. Erkekler tedavi sonucunda cinsel güdülerini ve ereksiyon sağlama yetilerini yitirebilirler. Ancak bu eşleriyle yakın ve samimi bir ilişkileri olmayacağı anlamına gelmemektedir. Anlayış ve iletişim prostat kanserli kişilerde şaşırtıcı sonuçlara yol açabilir. Aile üyeleri ve yakın arkadaşlarla duyguların paylaşılması herkesin birbirini desteklemesini olanaklı kılacaktır. Prostat kanseriyle birlikte gelen sorunlarla baş edebilmenizde hekiminizle kuracağınız iyi bir ilişki de bir o kadar önemlidir. Korku ve kaygılar açık tartışma ortamı ve bilgi paylaşımı sayesinde çoğunlukla giderilebilir.
Adrenal bezleri |
Böbreklerin yakınında yer alan iki bez. Bazı androjen hormonlarını da içeren hormonlar üretirler. |
Akış obstrüksiyonu |
İdrara çıkmada zorlanma |
Antiandrojen ilaç |
Bir androjen hormonunun aktivitesini bloke eden ilaç. |
Biyopsi (prostat) |
Ince bir iğne yoluyla prostat içinden alınan çok küçük hücre örnekleri |
Büyümüş bezler |
Kasıkta yumrular |
Ejakülasyon |
Sperm ve seminal sıvının ejeksiyonu, fışkırması |
Empotans |
Ereksiyon sağlama yeteneksizliği. |
Harici radyasyon |
Kanserli hücreleri öldürmek amacıyla bir radyoterapi makinesinden yararlanılması |
Hastalığın ilerlemesi |
Semptomlarda kötüleşme |
Hipofiz bezi |
Beyinde bulunan ve testisler dahil diğer bezlerin hormon salınımını uyaran hormonlar üreten bir bez. |
Hormon tedavisinden kaçış |
Hormon tedavisine bağışıklık kazanmak |
Hormon tedavisi/ hormon manipülasyonu |
Prostat kanserinin büyümesini hızlandıran erkek hormonlannın azaltılması |
İdrarı tutamama |
İdrar kontrolü yitimi, örn. geceleri çok sayıda tuvalet ziyareti |
Kanser/karsinom |
Normal dokulardan türeyen hücrelerin kontrolsüz olarak büyümesi. Hücreler kaynaklandıkları yerden uzak yerlere ya da lokal olarak yayılabilir. |
Kemik taraması |
Bir radyoizotop yardımıyla iskeletin metastatik kanser belirtileri bakımından kontrolüne ilişkin bir (röntgen benzeri) görüntüleme prosedürü. |
Kemoterapi |
Spesifik olarak kanser hücrelerine saldıran ilaçlar. |
Latent tümör |
Herhangi bir klinik semptom göstermeyen tümör |
LHRH analogu |
LHRH hormonuna benzer insan yapımı ürün |
Libido |
Cinsel dürtü ya da itki |
Lüteinizan hormon (LH) |
Hipofiz bezi tarafından salgılanan ve hem erkek hem de kadınlarda cinsel hormon salınımını uyaran bir hormon |
Lüteinizan hormon salınım hormonu (LHRH hormonu) |
Beyinin bir bölümü tarafından salgılanan ve hipofiz bezi aracılıgıyla lüteinizan hormonu stimüle eden bir hormon |
Lenf nodları |
Lenfatik sistem boyunca dağılmış küçük böbrek biçimli yapılar. Bakterileri ve sistem içınde hareket edebilecek kanser hücrelerini filtre ederler. |
Lenfatik sistem |
Enfeksiyonla savaşan hücreler üreten ve saklayan bir sistem. |
Metastaz, metastatik |
Kanserin bedenin diğer bölümlerine yayılması. |
Rezidüel idrarla birlikte noktürnal inkontinans (noktüri) |
Gece tuvalete çıkışta artış. |
Orşidektomi / orşiektomi |
Testislerin cerrahı gırişim yoluyla alınması |
Ödem |
Şişkinlik/sıvı tutulumu |
Patolog |
Hücre ve dokuların mikroskop aracılığıyla incelenmesinde uzmanlaşmıs hekim |
Potans |
Bir ereksiyon sağlama ve koruma yeteneği |
Prostatektomi |
Prostat bezinın alınması |
Perineal Prostatektomi |
Prostat bezinin skrotum ve anüs arasında bir kesi yoluyla alınması |
Retropubik Prostatektoıni |
Prostat bezinin alt abdomen yoluyla alınması |
Prostat spesifik antijeni (PSA) |
Yalnızca prostat tarafından üretilen ve kandaki varlığı prostat kanseri belirteci olabilen bir antijenin düzeylerini ölçmeye yarayan bir kan testi. |
Skrotum |
Testisleri içeren dış torba ya da kese |
Seminal vesiküller |
Prostatın üzerinde bulunan bezler |
Testisler |
Sperm ve seks hormonları üreten yumurta biçimli bezler |
Testosteron |
Esas olarak testisler tarafından üretilen ve cinsel aktiviteyi ve diger cinsel organları uyaran hormon |
Transüretral prostatektomi (TURP) |
Prostat bezınin üretra yoluyla ameliyatı |
Tümör, kanser, karsinom, kanserli, malign, malignite |
Diğer kanser terimleri |
Üretra |
İdrarın idrar kesesinden vücut dışına boşaltımını sağlayan kanal |
Ürolog |
Üriner organ hastalıklarında uzmanlaşmış hekim |
